Kaygı Bozukluğu Nedir? Kontrol Etme İhtiyacı Nereden Gelir?
- 9 Mar
- 1 dakikada okunur

Günlük hayatın içinde kaygı çoğu zaman görünmez bir eşlikçi gibidir. Bazen karar verirken, bazen bir mesajı göndermeden önce defalarca kontrol ederken, bazen de olası bir ihtimali zihnimizde tekrar tekrar düşünürken karşımıza çıkar.
Kaygı aslında insan zihninin bir savunma mekanizmasıdır. Tehlikeyi fark etmek ve bizi korumak için vardır. Ancak bazı durumlarda bu mekanizma aşırı çalışmaya başlar. İşte bu noktada kaygı bozukluğu dediğimiz tablo ortaya çıkabilir.
Kaygı arttıkça kişi kontrol etmeye daha fazla ihtiyaç duyar. Kapıyı kilitleyip kilitlemediğini tekrar tekrar kontrol etmek, bir konuşmayı zihinde defalarca analiz etmek veya gelecekte olabilecek senaryoları sürekli düşünmek buna örnek olabilir.
Bu davranışlar çoğu zaman kişinin “daha güvende hissetmek” için geliştirdiği stratejilerdir. Ancak zamanla tam tersi bir etki yaratabilir ve kişinin yaşam alanını daraltabilir.
Kaygı bozukluklarında kişi genellikle şu deneyimleri yaşar:
Sürekli tetikte olma hali
Zihni durduramama hissi
Olası olumsuz senaryoları sürekli düşünme
Bedensel belirtiler (kalp çarpıntısı, gerginlik, huzursuzluk)
Kaygıyla baş etmenin en önemli adımlarından biri onunla savaşmak yerine onu anlamaya çalışmaktır. Kaygı çoğu zaman geçmiş deneyimler, öğrenilmiş düşünce kalıpları ve yaşam koşullarıyla ilişkilidir.
Bu noktada psikolojik destek almak, kişinin kendi düşünce ve duygu süreçlerini fark etmesine yardımcı olabilir. Terapi süreci kaygının kökenlerini anlamayı ve onunla daha sağlıklı bir ilişki kurmayı mümkün kılar.
Eğer kaygının günlük yaşamınızı zorlaştırdığını hissediyorsanız, yetişkin terapisi veya ergen terapisi süreci bu konuda destekleyici olabilir.
Florya’da psikolojik destek arayan danışanlar için terapi, çoğu zaman kişinin kendisiyle yeniden temas kurduğu güvenli bir alan yaratır.
Klinik Psikolog Kübra Çelik



Yorumlar